|
Yazan: Uğur Çelikkol
Çini
Diyarına Yolculuk.....
Bu
sene Uludağ’a mevsimin ilk karı erken düştü...Kışın soğunu biraz daha
erken hissettik geçtiğimiz senelere göre ve yağmurlu bir haftayı geride bıraktık.
Ve yağmurlu bir Cumartesi gününü, öyle ki Pazar günü gitmeyi planladığımız
Kütahya gezimiz bile tehlikeye girmişti. Çini Diyarına yapacağımız
yolculuğumuz sabahtan akşama kadar aralıksız süren yağmur sonunda yapılamama
tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştı ta ki akşamüstü Bufsad üyelerimizle
Ressam Şefik Bursalı resim galerisinde Tuğrul Çakar’ın dia gösterisi için
biraraya gelmemize kadar. Gösteri sonunda herkes Kütahya gezisine gitmeye hazırdı,
soğuğa ve yağmura aldıran yoktu. Herkeste ertesi günün güzel bir gün
olacağı inancı vardı. Ve biz geziyi gerçekleştirmeye karar verdik. Sabah
uyandığımızda gunumuzun aydınlık ve ışık dolu geçeceğine dair ipuçları
vardı. Heyecanla buluşma noktasına vardık. Yola koyulduğumuzda günün ilk
ışıkları yolumuzu aydınlatmaya başlamıştı bile. Güneş doğduğunda
bizlerde Mezitler boğazında kahvaltımızı yapıyorduk. Mezitler boğazındaki
doğa ve renk değiştirmeye başlamış örtüsü artık sonbaharın iyiden
iyiye kendini hissettirmeye başladığının en önemli göstergesiydi...
Bundan sonraki durağımız Çavdarhisar ve oradaki Aizonai Antik Kentiydi. Kütahya
ya yaklaşırken porsuk nehrinin oluşturduğu baraj gölü kenarında Kütahyanın
meşhur çini ustalarından Sıtkı Olçar’ın Seramik Evi adını verdiği doyumsuz göl manzaralı yerde bir mola verdik. Çini diyarı
yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlamıştı.
Bize
Anadolu topraklarında olduğumuzu hissettiren yol manzaraları ile vaktin nasıl
geçtiğini anlayamadan Çavdarhisar’a varmıştık. Aizonai Antik kenti bizi
görkemli ve aynı zamanda Anadolunun en iyi korunmuş tapınağı olan Zeus tapınağı
ile karşıladı. Aizonai Antik Frigya uygarlığına bağlı olarak yaşayan
Aizanitislerin ana yerleşme bölgesi olarak biliniyor. Gençliğinden beri Çavdarhisar’ın
tek müze sorumlusu ve bekçisi olan Nazım amca bizim geldiğimizi görünce koşarak
yanımıza geldi ve bize Aizonai hakkında bildiklerini bir bir anlatmaya başladı.
Antik kentin geniş bir alana yayılmış olması ve vaktimizin darlığı
sebebiyle, kentin sadece önemli bölümlerini gezme şansı bulduk. Nazım
amcanın bizi heyecanla götürüp gösterdiği Hamam kalıntıları ve yer
mozaiklerinden sonra Kütahya’ya doğru hareket etmenin zamanı gelmişti.
Zira Kütahya’da da bizi bekleyen birçok yer vardı.
Kütahya’ya
vardığımızda güneş şehri iyiden iyiye ısıtmaya başlamıştı. Öğle
yemeğimizi yedikten sonra Kütahya sokaklarını arşınlamaya başladık. Eski
bir mevlevihane olan ve sonradan camiye çevrilen Dönenler cami çok görkemliydi.
Kütahyada padişah “Yıldırım Bayezıd” adına yapılmış tek cami olan
Ulucami’de Bursamızın Ulucamisi ile boy ölçüşürcesine bizi bekliyordu.
Kütahya kalesinin bulunduğu tepenin eteklerine doğru yürüyüşe geçtiğimizde
hedefimiz Macar özgürlük savaşının önderlerinden Lajos Kossuth’un
1850-1851 yılları arasında Kütahya da konuk edildiği ve şu anda da müze
haline getirilmiş evi ziyaret etmekti. Macar evi olarak ta bilinen müze Kütahya
evlerinin tipik mimari özelliklerini taşıyan içinde Kossuth ‘ a ait eşyalar
ile klasik Türk evine ait etnografik eserler teşhir edilen bir müze ev. Macar
evinde karşılaştığımız Kütahya
Müze Müdürü Metin Türktüzün bize ev hakkında ve daha sonrada Çini müzesine
kadar eşlik ederek eskiden imaret olan bina hakkında bilgiler verdi ve Kütahya
şehri adına güzel bir misafirperverlik örneği gösterdi. Arkeoloji müzesi
ve Çini Müzesi ise Kütahya ya gidildiğinde “görülmezse olmaz”
yerlerden bence...
Kütahya
şehrindeki turumuz Kütahya sokaklarında yaptığımız yürüyüş ile sona
erdi. Kütahyanın eski çarşısından açık hava müzesi konumundaki
geleneksel Kütahya evlerinin bulunduğu Germiyan sokağına doğru yaptığımız
yürüyüş oldukça keyifli geçti. Hafızalarımıza ve fotoğraf makinalarımıza
doldurduğumuz güzel anılarımızla Kütahya şehrinden ayrılma vakti artık
gelmişti ama Kütahya ya gelmişken bir Çini atölyesini gezmemek olmazdı. Kütahya’dan
ayrılmadan son durağımız Genç ortaklar çini atölyesiydi. Çininin ve
seramiğin yolculuğunu izledik burada...
Hava
kararmıstı ve Bursaya doğru yola koyulma vakti çoktan gelmişti.
Dolu
dolu bir günden geriye kalanlar eminim ki bir gün karşımıza cıkacak fotoğraf
karelerine yansıyacaktır...
05.kasım
2001
|